Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen dezenformasyon yasası ile yasal statü kazanmasına sevinen İnternet Medyası, bu konuda yetkilendirilen kurum olan Basın İlan Kurumu (BİK) genel kurulunda kabul edilen yönetmelik ile büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Daha çok günlük yazılı mevkutelerin hakkını koruyan yönetmelik, internet medyası ile birlikte haftalık, 15 günlük ve aylık yayınlara ayrı ayrı istihdam zorunluluğu gibi ağır ekonomik koşullar, bu yayınların kapısına kilit vurma noktasına getirecek.
BİK genel kurulunda kabul edilen resmi ilan ve resmi reklam alan yayınlara getirilen kriterlere ilişkin yönetmelik konusunda Anadolu’da olduğu gibi İzmir’de de yoğun ve sert eleştiriler devam ediyor.
Konuyla ilgili olarak İzmir Konfederasyonu’nun ev sahipliğinde konfederasyon başkanı Ferhan Ademhan moderatörlüğü’nde düzenlenen ve İzmir’deki Sivil Toplum örgütlerinin de destek verdiği “Basın Çalıştayı” gerçekleştirildi. İzmir Basın Yayın Derneği (İBYAD) yönetim kurulu başkanı Salih Erkek, İzmir Ege Medya Platformu başkanı Ahmet Kaplan, gazeteciler ile STK temsilcilerinin de yer aldığı çalıştayda görüşlerini dile getiren İzmir Ege Medya Platformu başkanı Ahmet Kaplan, BİK genel kurulunda kabul edilen yönetmeliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Basın yayın faaliyetlerine ilişkin birtakım kriterlerin getirilmesini doğal karşıladıklarını ve bunu da desteklediklerini kaydeden Kaplan, ancak genel kurulda kabul edilen yönetmeliğin beklentilerini karşılamaktan çok uzak olduğunu kaydederek, bu sektöre yıllarını vermiş gazetecilerin tam bir hayal kırıklığı yaşadığını açıkladı.
YÖNETMELİK REVİZE EDİLMELİ
Genel kurulda kabul edilen yönetmeliğin 1 Nisan’da mevcut haliyle yürürlüğe girmesi ve geriye dönük işletilmesi durumunda geçmişte yaşanan EYT mağdurları gibi binlerce medya mensubunun mağduriyet yaşayacağını kaydeden Kaplan, mevcut yönetmeliğin revize edilmesini talep ettiklerini dile getirdi.
Taleplerinin olumlu karşılanacağından ümitli olduklarını kaydeden İzmir Ege Medya Platformu başkanı Ahmet Kaplan, taleplerini ise şöyle sıraladı:
“Kazanılmış hakların korunması ilkesi, genelde kişi hak ve hürriyetlerinin, özelde de mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğünü üstlenmiş olan hukuk devleti esasının bir gereği olarak görmek gerekir. Kazanılmış hakların korunması” ilkesi, genelde kişi hak ve hürriyetlerinin, özelde de mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğünü üstlenmiş olan hukuk devleti esasının bir gereği olarak değerlendirilmelidir.









