Bayram… Bayram diyorduk…
İşte geldi bayram…
Kurban olduğum Allah’ım, bu bayramımızın ruhuna ve lafzına uygun olarak bir kurbanlık alacak ne paramız, ne de gücümüz var! Çünkü cep delik, cepken delik…
Dün İzmir’in şirin ilçesi Urla’daki Belediye binasının karşısındaki parkta yüzlerce emekli, işsiz, güçsüz vatandaşlarımızın oturduğu kanepelerden birine yerleşip, onlarla Kurban Bayramı’na iki gün kala muhabbet etim.
Hiçbirinin ağzından “Kurban keseceğim” diye bir kelam çıkmadı. Çoğu, “komşuda pişer, kokusu bize de düşer” modundaydı! Geçen bayramda da “muma muma döndük sarı muma” diyen işçi emeklisi arkadaş, karşısındaki banka şubesini gösterip 3 bin liralık bayram ikramiyesini almak için orada saatlerce kuyrukta beklediğini sözlerine ekledi.
Şu bir gerçekti; Sende yoksa, komşunda da yok!
Kısacası; bana da bir SSK emeklisi olarak günün anlam ve önemine binaen “şairleşmek” kaldı! Nitekim Şair Sıtkı Tarancı’ nın “Haydi Abbas” şiirindeki gibi bende yazıma Bayram … Bayram diyorduk, işte geldi bayram diyerek başladım.
Cahit Sıtkı da, “Gayrı hasret öğlen oldu mu çöker. Akşamı iple çeker, ta yürekten şöyle der:
“Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam … Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan”
Bakalım eski Kurban Bayramlarını, hangi maaşlarla tutup geri getirerek “Bayram. Bayram diyorduk işte geldi bayram” diyebileceğiz.
* * *
Değerli okurlarım, ülkemizin gündemi karışık. Hangi konuyu tutup eşelesem diğer konu ondan beter! Kaç gündür siyaset arenasında hep bunlar konuşuluyor. CHP’nin kapısından 18 yıl sonra içeri adımını atan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel ve ekibiyle neleri konuştu, neleri konuşmadı, aşağı yukarı biliyoruz. Onun için dertlerinizi eşip, küllendirmeyeyim.
Evet, İşte geldi Bayram…
Hepinizin Kurban Bayramını kutlar, tünelin uçundaki son Işığı görene kadar , yola devam demekten başka sözü olanlardan Bayram sonrası bahsederim…


















